Tıp biliminin yüzyıllar süren serüveninde, insanoğlunun ulaştığı en büyük zirvelerden biri şüphesiz genetik bilmecesinin çözülmesi olmuştur. Yakın geçmişe kadar "çaresiz", "ilerleyici" ve "kesin körlükle sonuçlanan" olarak tanımlanan genetik geçişli göz hastalıkları, 21. yüzyılın hücresel ve moleküler devrimi olan Gen Tedavileri sayesinde artık tedavi edilebilir birer tıbbi tabloya dönüşmektedir. Göz Hastalıkları Uzmanı Ayşe Öner ve genetik retina hastalıkları konusunda uluslararası literatüre hakim öncü klinik ekibi olarak, bilim kurguyu gerçeğe dönüştüren bu ileri teknoloji tedavileri, Türkiye’nin üstün sağlık altyapısıyla harmanlayarak hastalarımıza sunuyoruz.
İnsan vücudundaki her hücrenin çekirdeğinde, o hücrenin nasıl çalışacağını, hangi proteinleri üreteceğini ve nasıl hayatta kalacağını belirleyen bir kullanım kılavuzu, yani DNA (genetik kod) bulunur. Gözümüzün arka kısmında yer alan ve görme işlemini başlatan ağ tabakadaki (retina) ışığa duyarlı hücreler de bu genetik talimatlara göre çalışır. Ancak bazı durumlarda, anne ve babadan miras alınan genlerde bir "yazım hatası" (mutasyon) meydana gelir. Bu hatalı kodlama nedeniyle, retinanın sağlıklı çalışması için gereken hayati proteinler üretilemez. Sonuç olarak hücreler dejenere olur, işlevini yitirir ve çocukluk, gençlik veya orta yaş dönemlerinde ilerleyici, ağır görme kayıpları ortaya çıkar.
Gen tedavisi, sorunu belirtiler üzerinden (örneğin sadece göz tansiyonunu düşürerek veya ödemi kurutarak) değil, doğrudan sorunun kaynağında, yani DNA seviyesinde çözmeyi hedefleyen devrimsel bir tıbbi yaklaşımdır. Temel mantığı; hastanın hücrelerinde hatalı çalışan veya hiç çalışmayan genin yerine, laboratuvar ortamında üretilmiş sağlıklı ve normal çalışan genetik kopyanın (DNA'nın) yerleştirilmesidir.
Sağlam bir genin, gözün içindeki mikroskobik sinir hücrelerinin çekirdeğine kendi başına girmesi imkansızdır. Bu yeni ve sağlıklı genetik kopyayı hücrenin içine taşıyabilmek için "vektör" adı verilen özel taşıyıcılara ihtiyaç vardır. Tıp dünyası bu taşıma işlemi için, genetik materyallerini insan hücrelerine aktarma konusunda doğadaki en usta varlıklar olan virüsleri kullanır.
Elbette bu virüsler hastalık yapan virüsler değildir. Laboratuvar ortamında hastalık yapıcı, zararlı genetik materyalleri tamamen boşaltılmış, geriye sadece bir "kargo aracı" bırakılmış Adeno-İlişkili Virüsler (AAV) kullanılır.
Uygulama Süreci:
Gen tedavileri, oftalmoloji dünyasında hızla genişleyen bir yelpazeye sahiptir. Bugün için FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) ve EMA (Avrupa İlaç Ajansı) onayı almış tedavilerin yanı sıra, Faz-2 ve Faz-3 aşamasında olan, çok yakında rutin kullanıma girecek onlarca umut verici çalışma bulunmaktadır:
1. RPE65 Gen Mutasyonu (Luxturna): Günümüzde tıp dünyasının en büyük başarı hikayesidir. Leber Konjenital Amorzis (LCA) ve bazı erken başlangıçlı Retinitis Pigmentosa (Tavuk Karası) hastalıklarına neden olan RPE65 genindeki mutasyonların tedavisidir. Dünyada onay alan ilk gen tedavisi olan Luxturna ilacı ile hastalar karanlıktan aydınlığa çok hızlı bir şekilde adım atabilmekte, gece görüşleri ve bağımsız hareket kabiliyetleri mucizevi bir şekilde artmaktadır.
2. Diğer Kalıtsal Retina Hastalıkları (Klinik Çalışma Aşamasında Olanlar):
Klasik gen tedavilerinde (yukarıda anlatılan) hücreye "yeni bir gen" dışarıdan eklenir. Ancak moleküler biyolojinin geldiği son nokta olan CRISPR-Cas9 (Gen Makası) teknolojisinde, hücreye yeni bir gen göndermek yerine, doğrudan hastanın kendi DNA'sındaki "hatalı harf (mutasyon)" mikroskobik moleküler makaslarla kesilerek çıkarılır ve yerine doğru harf yapıştırılır. Özellikle Leber Konjenital Amorzis Tip 10 (CEP290 geni) için dünyada ilk kez insan gözünde doğrudan uygulanan CRISPR tedavileri, oftalmoloji tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını müjdelemektedir.
Gen tedavilerinden bahsedebilmek için hastanın hastalığının sadece adını (örneğin Tavuk Karası) bilmek kesinlikle yeterli değildir. Hastalığa neden olan "spesifik genin" (hangi kromozomdaki hangi gen kodunun hatalı olduğunun) laboratuvar ortamında kanıtlanması şarttır.
Kliniğimizde uluslararası hastalarımıza tam kapsamlı bir genetik haritalama ve nöro-oftalmolojik değerlendirme süreci uygulanır:
Karanlığı genetik bir çıkmaz olarak kabul etmeyin. Bilimin ulaştığı en üst düzey olan gen tedavileriyle tanışmak, genetik haritanızı en ileri teknolojiyle yorumlatmak ve aydınlık bir hayata adım atmak için hasta birimimizle derhal iletişime geçebilirsiniz. Geleceğin tıbbı, gözleriniz için bugün burada.
Maalesef hayır. Gen tedavileri "kişiye ve mutasyona" özeldir. Tavuk Karası hastalığına neden olan 100'den fazla farklı gen vardır. Şu an dünyada onaylanmış olan gen tedavileri (örneğin Luxturna), sadece "RPE65 veya spesifik başka gen mutasyonları" taşıyan hastalar için geçerlidir. Tedavinin uygulanabilmesi için ikinci altın kural ise; gözünüzde bu ilacı kabul edecek kadar "canlı (tamamen ölmemiş) hücrenin" kalmış olmasıdır.
Sadece kağıt üzerindeki genetik test (kan testi) yeterli değildir. Genetiğiniz uysa bile, retinanızdaki hücrelerin fonksiyonel olarak hayatta olduğunu ispatlamamız gerekir. Bunun için uluslararası kurullar mutlaka ERG (Elektrofizyolojik Haritalama) ve FAF (Metabolik Harita) sonuçlarınızı görmek ister. Anatomik olarak ince veya ölü bir hücre gen tedavisini kabul edemez.
Kendi ülkenizde yıllarca bekleyeceğiniz genetik ve hücresel uygunluk testlerini, sağlık turizmi VIP paketimiz sayesinde kliniğimize ulaştığınız tek bir gün içerisinde tamamlıyoruz. Dr. Ayşe Öner ve genetik uzmanlarımız tarafından hazırlanan İngilizce ve kapsamlı "VIP Medikal Dosyanız", dünyadaki gen tedavisi merkezlerinin tam aradığı hücresel kanıtları barındırır. Sizi karanlıkta bırakmıyor, en doğru genetik hedefe yönlendiriyoruz.
Randevu, bilgi ve danışma talepleriniz için formu doldurabilir ya da doğrudan bizimle iletişime geçebilirsiniz.